İnsanlığın Oyun Bahçesi: Balıkçılık

Kültür Sanat - 24/08/2014

Bundan tam tamına 5.000 yıl önce insanlar kemikten yapılmış iğnelerle göllerden, okyanuslardan ve denizlerden balık tutuyordu… İşte aramızdaki bağ bu kadar eskilere dayanıyor. Zaman ilerledikçe, insanlık balıkları daha yakından tanıdı ve onları üretebilecek koşulları yaratabileceğini keşfetti. Havuzları tuzlu sularla doldurarak, kendi balıklarını üretmeye başladı.

Peki kimdi bunlar?Antik Mısır’daki kemik iğnelerin yerini, M.Ö 3000 yılında Çinlilerin oluşturduğu tuzlu su havuzları, Eski Romalıların tatlı su havuzları ve 19. Yüzyılda Fransızların daha modern yöntemlerle oluşturduğu balık çiftlikleri aldı. Aynı zamanda, bir mantarın etrafına dolanan misina, makaralı oltaya evrildi. Kısacası, balıkçılığın tarihine baktığımızda, onun aynı zamanda insanın ve sürekli gelişme hevesinin öyküsü olduğunu görebiliriz…

Zengin bir besin maddesi olarak balık zaman zaman insan için kendini ispatlayacağı bir varoluş alanı haline de geldi. Büyük balığı avlamak, toplumsal hiyerarşide o kişiye ayrıcalık sağladı. Öyle ki, büyük romanlara ve fimlere ilham oldu. Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz’i ya da Melville’in Mobydick romanı ölümsüz metinler olarak tarihe geçtiler. Bunlara ek olarak, Tim Burton’ın Big Fish filmi ve Emir Kustarika’nın Arizona Dream’i de sayılabilir… Antik Mısır çizimlerinden, ‘’büyük balık, küçük balığı yutar’’ gibi atasözlerine kadar kendine yer buldu. Balık ve insanlığın öykülerinin bunca içiçe geçmesi ise bizce tek bir şeyle açıklanabilir: Balık Aşkı!  Biz de yıllardır tam da bunun için çalışıyoruz…

Dünya Aşkına!

Dardenıa Dünyası - 31/07/2014

Eğer işinizi balık aşkıyla yapıyorsanız, hedefiniz nasıl daha çok ürün sağlayacağınız olmaz. Neden? Çünkü onu bir ürün olarak görmezsiniz. Asıl heyecan duyduğunuz konu, bu aşkı başkalarıyla buluşturmak, hayatlarına sağlık katmak, yeni lezzetler yaratmak olur. Temel sorunuz ise aşkla yaptığınız bu işi nasıl sürdürebileceğinizdir… Görünenin aksine, bu gezegende, hepimize yetecek kadar yiyecek var. Asıl soru onların dağılımını organize ediş şeklimiz ve birlikte yaşadığımız türlere saygı göstererek, onlarla aramızdaki beslenme ilişkisini nasıl tüketmeden sürdüreceğimizdir.  

Hem Dardanel hem de Dardenia’da şirket kültürümüzü sürdürülebilirlik üzerine inşa ettik. Gıda güvenliği ve doğaya saygı en çok önemsediğimiz kavramlar oldu. Bu nedenle, BRC, ISO 9001, Dolphin Safe, Friends of The Sea gibi ulusal ve uluslararası belgelere sahip olmaktan gurur duyuyoruz. Çünkü bizim için denizler ve okyanuslar, dünyanın en önemli kaynaklarından… Bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da sivil toplum kuruluşları, yasa koyucular ve bilim insanlarıyla yapıcı işbirlikleri içine olmaya devam edeceğiz. Ne diyelim, dünya aşkına!

Kutuptaki Balıklar Neden Donmaz?

Teknoloji - 06/08/2013

Bu soru, ilk bakışta çocukça bir merakla sorulmuş gibi görülebilir ancak sorunun cevabı, milyar dolarlık bir endüstriyi yakından ilgilendiriyor.

Araştırmacılar, Kuzey Buz Denizi'nde yaşayan balıkların nasıl olup da donmadan hayatta kaldıklarını öğrenmeye çalışıyorlar. Balık kanının donma noktası -1 santigrat derece, oysa Kuzey Buz Denizi'nin ortalama sıcaklığı -2 santigrat derece. Peki, balıklar bu düşük ısılarda nasıl hayatta kalabiliyorlar?

Bir başka balık mucizesi sayesinde! Balıkların kanlarında, donmayı engelleyici, adeta doğal bir antifriz olan, bir protein bulunuyor! Bu protein, 50 sene önce keşfedilmiş ancak araştırmacılar proteinin nasıl çalıştığını yeni yeni anlıyorlar. Protein, düşük ısılarda devreye girerek kan dolaşımının sekteye uğramasını engelliyor. Ancak, dramatik ısı düşüşlerinde tabi ki bu protein de etkili olamıyor.

Yazının başına dönersek... Balıkların kanında bulunan bu proteinin, 50 sene sonra, tekrar bu kadar meşhur olmasının aslında bambaşka bir nedeni var: Otomotiv endüstrisi. Büyük otomotiv şirketleri, bu tarz araştırmaları finanse ederek, arabaları için daha iyi anti-frizler üretmenin yollarını bulmaya çalışıyorlar. İlham aradıkları yer ise her zamanki gibi doğa!

Astronot Balıklar!

Teknoloji - 06/08/2013

Bunu da mı görecektik? Japon Uzay Ajansı (JAXA), Uluslararası Uzay İstasyonu'na bir akvaryum gönderdi.
Astronotlar rahatlasın diye mi? Kesinlikle hayır! Asıl amaç, uzay koşullarının deniz yaşamı ve deniz canlıları üzerindeki etkilerini anlamak.
 
Bunun için seçilen balık ise biçilmiş kaftan. Küçük bir Japon akvaryum balığı olan, Medaka. Medaka'nın en büyük özelliği şeffaf olması, böylece tüm iç organları ve iskeleti araştırmacılar tarafından anlık olarak gözlemlenebiliyor. Medaka'yı öne çıkaran bir başka özelliği ise genomunun çoktan çıkartılmış olması, böylece balığın genlerindeki en ufak değişiklik hemen anlaşılabilecek.
 
Astronotlar, Medaka'yı izleyerek uzay radyasyonuna, kas erimesine, yalıtılmışlığa ve düşük yer çekimine nasıl tepki verdiğini bulmaya çalışacaklar. Hedefleri, Medaka'yı üç nesil boyunca yaşatmak.
 
Eğer başarırlarsa uzayda doğmuş ilk balığı da görmüş olacağız.

En haysiyetli balık

Kültür Sanat - 04/07/2013

 Her ne kadar ülkemiz bir yarımada olsa da, balık denilince öncelikli olarak akla gelen yerlerden biri İstanbul’dur. İstanbul demek Lüfer demektir. Kime göre mi? Erol Bey’e göre. Kim bu Erol Bey?

İstanbul Balıkhanesi Eski Müdürü Karekin Deveciyan Efendi’nin ‘Türkiye’de Balık ve Balıkçılık isimli klasikleşen kitabını Osmanlıca’dan çeviren kişi.

Peki soyadı yok mu?

‘Erol Bey’ derler ona Bu kadarı kafidir.

Beşir Ayvazoğlu’nun Erol Bey’le yaptığı söyleşilerden birinde usta, Lüfer’den bahseder. Bakın hakkında neler söyler:

‘Hakikaten lüfer çok önemli. Edebiyatımıza da yansımış üstelik. Yani Ahmet Rasim'in, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yazılarını, romanlarını okuduğumuz zaman lüfer karşımıza çıkıyor. Lüfer niye bu kadar önemli? Niye bu kadar seviliyor? Efendim şöyle söyleyebiliriz, kişisel kanaatim olarak ifade ediyorum, Lüfer dünyanın en lezzetli balığıdır. Balıkçıların tabiriyle en ‘haysiyetli’ balıktır. Haysiyeti nereden geliyor biliyor musunuz? Diğer balıklara yemeden evvel bazı terbiyevi unsurlar katarsınız. Lüfer öyle değil. Lüferi, hiçbir şey ilave etmeden, sırf ızgarayla -tavsiye ederim limon da sıkmayın- yerseniz lezzetine hayran kalırsınız. Boğaz lüferi özellikle çok lezzetli bir balıktır.’

Ay ışığında Somon

Kültür Sanat - 04/07/2013

 Söz konusu ay olduğunda hepimizin söyleyecek pek çok sözü vardır. Hele ki Dolunaysa… Sayfalar yetmez burada yazmaya. Herkesin ayla ve dolunayla iyi ya da kötü anısı bulunur. Kimileri için gizemli geceler demekken, korku edebiyatı meraklıları için evden dışarı çıkmamanın öncelikli nedenidir.

Ancak Dolunay ve ay sadece insanlar için anlam taşımaz. Aslında bütün doğayı ilgilendirirler. Fakat kimileri var ki, Dolunay’ın çekici beyaz ışıkları en çok onlar için anlamlıdır.

Somonlar hakkında az bilinen gerçeklerden biri, bu yüksek oranda gençleştirici ve lezzetli balıkların yönlerini ay sayesinde bulmaları. Dolunayın çekim güçlerine göre suların altında kendi rotalarını çizebiliyorlar.

Ne derler bilirsiniz, Dolunay coşkunluk halidir. Sonsuz yaşam vaadidir kimilerine göre. Somonların kuzey kültüründe ölümsüzlüğü çağrıştırması da Dolunay’la kurdukları bu yakın ilişkilerinden kaynaklanırmış.

Hamsiname

Kültür Sanat - 04/07/2013

 Hamsiyse söz konusu Karadeniz’den başka yer pek düşünülmez. Omega 3 zengini bu balığın Karadeniz’le özdeşleşmesinin pek çok nedeni var. Malum, bölge halkının esaslı geçim kaynaklarından. Ancak Hamsi-Karadeniz ilişkisi ekonomik olmaktan da öte tamamen duygusal.

Biraz gerilere gidelim şimdi. Yıl 1928 olsun. Murat Belge tarafından ‘Divan Edebiyatı’nın divan sahibi son şairi’ olarak adlandırılan Trabzonlu Hammamizade İhsan Bey, Hamsi aşkını yeniden yazar. O zamana kadar eşi benzeri görülmemiş bir yapıt ile yapar bunu: ‘Hamsiname’

Hamsi’yle ilgili uzaktan yakından ne varsa birarada toplandığı bu kitap, konusundaki tek örnek. Hamsi’nin anatomisinden avcılığına, nakliyatından kurutulmasına, müziğinden halk oyunlarına, yemeklerinden üretim istatistiklerine ve hamsi hakkında yazılmış şiirlere kadar içinde hamsi hakkında her şeyi barındırıyor.

Günümüzde Hamsiname’nin herhangi bir baskısı yok. Ancak mezat salonlarında kendisine rastlanabiliyor.

Ne demiş şair:

‘Bir yıl görünmezsen artar kaderim

Yetiş imdadıma imanım hamsi

Yüzünü görünce bayram ederim:.

Sekiz Kollu Doktor!

Balık & Sağlık - 10/05/2013

Latince Octopus yani ‘sekiz ayaklı’ kelimesinden türeyen Ahtapot, metafor olarak güce karşılık gelir. Yiyecek olarak ise sağlığa ve zindeliğe!

Ahtapotun, faydaları saymakla bitmez. Sekiz ayaklı bu mucize balık, pek çok hastalığa iyi geldiği gibi, vücudun direncini de yükseltiyor.  Balık ve özellikle de ahtapot tüketen insanların mide, kolon, prostat, pankreas ve akciğer kanserine yakalanma riskleri çok daha düşük oluyor. Bununla beraber ahatopot, bronşların temizlenmesini sağlarken, astım hastalığının da tedavisinde kullanılıyor. Ayrıca Alzheimer’a da iyi geldiği biliniyor.

Ne dersiniz, sekiz kollu bir doktor gibi değil mi? Ya da mucize olarak mı adlandırmak gerekir kendisi?

Peki Dardenia’da, Şiş & Chips Mix spesyalimizin en taze ve lezzetli ahtapotlarla süslendiğini biliyor muydunuz?

Aşk İksiri Çorbalar

Kültür Sanat - 10/05/2013

Deniz midyesinin sağlığa olan faydalarından burada ayrıca söz etmeyeceğiz. Denizden gelen her şey, şifalı ve lezzetli. Biz, burada sizinle daha gizemli bir bilgiyi paylaşmak üzereyiz…

Normal midyeden daha küçük olan kum midyesi, klasik bir Akdeniz tadı.  Çorbalara nefis mi nefis tat katıyor. O muhteşem lezzeti, Dardenia’da içeceğiniz ilk kase çorbada anlayacaksınız zaten. Ama hemen fark edemeyeceğiniz bir şey var belki:

Eski inanışlara şöyle bir göz atalım. Bundan çok uzun zaman önce insanlar, aşka giden yolun, kum midyesinden geçtiğine inanırlarmış. İspanya civarında yapılan  arkeolojik araştırmalarda ilk çağlardan kalma pek çok deniz kabuğuna rastlanıyor. Bunların törenlerde kullanıldığı düşünülüyor. Tanrılar’a sunuluyorlar. Bir de sevgiliye. Ortaçağ’a ait gizemli metinlerde kum midyesinin adı aşk menülerinin içinde sıkça geçiyor. İnanış o ki, kum midyesi, aşk iksirlerinin vazgeçilmez şefi. 

Sinağrit Babayı hatırlayan var mı?

Kültür Sanat - 01/04/2013

Sinağrit Baba diye bir balık türü olup olmadığı uzun yıllar tartışma konusu oldu. Sait Faik’in aynı isimli hikayesinde bahsettiği balık, öyle etkileyiciydi ki, okuyanlar gerçek olduğunu düşünmüşlerdi.

Hikayede anlatıldığına göre Sinağrit Baba artık bir oltaya yem olması gerektiğine karar veren bilge balıktır. Denizin derinliklerinde saçma sapan çirkin balıklara yakalanmaktansa, oltaya takılıp, şöyle zevkli bir sofrayı şereflendirmeyi ister. Bu dilekle denizin derinliklerinde dolanır; kendisine uygun bir olta arayıp durur. Yanında mezesi, türküsü, şen şakrak kahkahalarla, unutulmaz bir ziyafet yapmalı. Sinağrit Baba, böylece her zaman hatırlanmalı.

Peki ya siz, hangi balığın sofranızı şereflendirmesini istersiniz?

Fener Balığı, çok lezzetli olduğu aramızda kalmalı!

Balık & Sağlık - 01/04/2013

Kafası kocaman olan bu balık, görüntüsünün tuhaflığından ötürü, çizgi filmlere, çizgi romanlara ve kimi alaylara konu oluyor. Oysa ki pek şakaya gelecek bir balık gibi de durmuyor.

Zira kocaman dişlerini görenler için epey bir caydırıcı. Ancak derinlerde gözüken, çirkin ve ürtkütücü olarak nitelendirilen fener balığı, tam bir lezzet hazinesi. Tadı itibariyle ıstakozun kardeşi olarak da biliniyor. Yiyen bir daha kendisini unutamıyor.

Patlak gözleri, paytak süzgeçleri, yassı bedeni ve kafasından yukarı fırlayan ışığı ile pek de çekici görünmediği doğru. Ama bu belki de doğanın kendisine verdiği bir savunma biçimidir. Yoksa herkes onu yemek isteyecekti, öyle değil mi?

Boynuzlu balina masal mı gerçek mi?

Kültür Sanat - 04/03/2013

Bazen gerçek olduğunu düşündüğümüz kimi şeyler o kadar sahici değil. Ya da tam tersi, olsa olsa hayal gücünün ürünü dediğimiz kimi durumlar gerçeğin ta kendisi aslında.

Geçenlerde varlığından haberdar olduğumuz boynuzlu balinalar şu anda bu yazıyı yazmamızın nedeni. Daha önce hiç fark etmemişiz. Ve buna çok şaşırdık. Gündelik hayatın koşturmacası içine öylesine yerleşmişiz ki, hemen yanı başımızdaki bu şahane balıkları gözden kaçırmışız.

Evet, buzlu denizlerde yaşayan boynuzlu balinalar var. Nefes almak için zaman zaman suyun yüzeyine çıkıyorlar ve muhteşem görünüyorlar. Narwal olarak bilinen tek boynuzlu balinalara bakın. Sizce de büyüleyici değiller mi? Üstelik masalda değil, gerçekte varlar.

Balığın pulundan tasarımın ruhuna

Kültür Sanat - 04/03/2013

Gümüş rengi pullarla ışıl ışıl parlayan bir pantolon mu istersiniz yoksa balık pullarıyla örülü çatının altında uyumak mı? Peki ya ayaklarınızın üstünü balık pulları süslese? Veya öyle bir şehir hayal edin ki, balık dokusu ona hayat vermiş olsun, sokaklarında gezinirken kendinizi düşünün.

Bütün bu bahsettiklerimiz düş değil. Artık tasarımın kalbi balık pulunda atıyor. Gündelik hayatımızda kullandığımız aksesuarlardan yaşam alanlarımıza kadar her yerde balık pullarına rastlamak mümkün. Ne dersiniz balık pullarından bir tasarım hazırlamaya kalksaydınız, ne yapardınız?

Dev balıklar imparatorluğu

Balık & Sağlık - 05/02/2013

Dünyanın her yerinden balık tutkunları Taylan’a geliyorlar. Bunun nedeni, ülkenin en büyük tatlı su balıklarına ev sahipliği yapması. Çoğunun dünyada eşi benzeri yok. Kimilerinin ise nesli tükenmek üzere. Bu nedenle balıkların avlanması yasak. Onlar, doğanın sahip olduğu hazineler. Tayland, tatlı su balıklarının yaşamlarına devam edebilmesi için büyük yatırımlar yapıyor. Onlar için hazırlanan özel üreme alanlarında bu balıkların azalmakta olan sayıları arttırılmaya çalışıyor. Çoğu, dev cüsselerine rağmen öylesine hassas ki, eş beğenmeleri yıllar alabiliyor. Bazıları ise yaşamları boyunca tek eşle birlikte oluyorlar.

Mekong Nehri, Tayland’da dev balıkların en çok bulunduğu bölgelerden biri. Rehberler eşliğinde nehir, turistler tarafından ziyaret edilebiliyor. Ancak, rehbersiz buralara gitmek yasak. Amaç ise balıkların korunmasını sağlamak.

Sonsuz gençliğin sırrı, karides

Balık & Sağlık - 05/02/2013

Karides, küçük olabilir ama faydaları öylesine büyük ki… Diyelim ki, fazla kilolarınız var. Karides, fazla kiloların giderilmesinde en önemli besinlerden biri. Aynı zamanda kendisi, güzelliğe bin bir güzellik daha ekliyor. Çünkü anti oksidanlarla dolu. Kanserle mücadelede birebir.

Karides, protein, vitamin D, vitamin B3 ve çinkoyla yüklü. Vücut için çok besleyici. Kendisine pembemsi rengini, içeriğindeki karoten veriyor. Ve bu da cildin yaşlanmasını engelliyor. Karides, yeni hücrelerin gelişmesinde anahtar rol oynuyor. Saçın cansızlığını giderdiği gibi, rengini de kuvvetlendiriyor. Karidesin faydaları saymakla bitmez. Kendisi sonsuz gençliğin anahtarı.

O zaman ne yapıyoruz? Hemen gidip karidesli Dardenia lezzetlerini keşfediyoruz. Ve mümkünse karidesi diyetimizin düzenli bir parçası haline getiriyoruz!

2013 trendlerinde balık

Balık & Sağlık - 05/02/2013

Ulusal Restoranlar Birliği (NRA) her yıl yaptığı yılın yemek trendleri araştırmasını yayımladı. Buna göre, balık restoran menüleri arasında yıldız konumunda. Birliğin, mesleğinde en iyi 1800 aşçıya sorarak hazırladığı yılın özel menüsünde deniz ürünleri en popüler. Balığı bu kadar ayrıcalıklı kılan ise, lezzetli olmasının yanı sıra tam bir gençlik ve sağlık kaynağı olması. Izgarasından, buğulamasına, çiğ balığından pişmişine hepsinin de kendisine özgü tadı ve yeri var. İster romantik bir akşam; isterse iş yemeği olsun, balık ve deniz ürünleri sofranın en nadide lezzeti oluyor. Ve size bir sır verelim; balık, aşka aşk katıyor.

Peki, sevgilinizle bu akşam balık yemeyi düşünmez misiniz?

En karizmatik balık mı dediniz?

Kültür Sanat - 05/02/2013

Eğer dünyanın en karizmatik balığı hangisi diye soracak olursanız size vereceğimiz cevap; Japon Balığı olmayacak! Somon Balığı diyeceğiz. Bu muhteşem balığın tarihi efsanelerle dolu. ‘Somon’, Latince kökenli bir kelime. ‘Sıçramak’tan geliyor. Balıklar, öleceklerini anladıkları zaman akıntıya karşı yüzüyorlar. Sıçrayarak, doğdukları sulara geri dönüyorlar. Bu nedenle Somon Balığı’nın varlığı sonsuz hayatı simgeliyor. Başladığı yere geri dönen ve her defasında yenilenen bir yaşam döngüsünün işareti. İrlandalılar’a göre ise, Somon Balığı büyülü.

Eski insanlar, tuhaf inanışlarla dolu. En sık rastlananı, yemekle ilgili olanı. Eskilere göre, ‘kişi ne yerse o olurmuş.’ Somon balığının, dünyanın en zeki hayvanı olduğunu düşünüyorlar. O sebepten, ‘Somon Balığı yiyenlerin de onun kadar zeki olacaklarına inanıyorlar.

Bir japon balığının gerçek üstü hikayesi

Kültür Sanat - 07/01/2013

Bugüne kadar animasyon dünyasına sayısız baş yapıt kazandıran Hayao Miyazaki, ‘Ponyo on the Cliff by the Sea’ ile yalnızca eleştirmenlerden en iyi notu almakla kalmaz; aynı zamanda dikkatleri insan-doğa ilişkisine de çeker. Eserlerinde doğaya ve doğanın ruhuna sıklıkla vurguda bulunan Miyazaki, izleyicilerine ekolojik bir ders verir. Her varlığın kendi ortamında ne kadar değerli ve biricik olduğunun altını çizer. İnsanın doğa karşısında değil; doğayla birlikte olması gerektiğini vurgular.

Ponyo ve Sosuke’nin arkadaşlığı insanın ve doğanın birbirine olan sonsuz bağlılıklarının simgesi olur. Miyazaki bize kendi üslubuyla der ki: ‘Sen de doğanın bir parçasısın.’ Ponyo, minik, yaramaz bir japon balığı. Öyle yaramaz ki güzeller güzeli annesinin yanından kaçıp, insanların arasına karışmak istiyor. Yaramaz olduğu kadar da meraklı olması, başına türlü maceraların açılmasına sebebiyet veriyor. İnsanların dünyası Ponyo için sürprizlerle dolu. Eğlenceli ve hareketli. Ancak bu minik Japn balığının annesi onu özler ve yanına çağırır. Ponyo ise yeryüzünde edindiği arkadaşlarıyla beraber kalmak ister. Arkadaşı Sosuke gibi elleri ve ayakları olsun, özgürce yeryüzünde dolaşabilsin diye yanıp tutuşur. En nihayetinde bu minik japon balığı ve arkadaşı birlikte yaşamanın yolunu bulurlar; hem de sahip oldukları tüm farklılıklara rağmen.

Düşündünüz mü hiç, arkadaşınız bir balık olsaydı, hangi balık olurdu?

Tarih boyunca balığın kutsal simgeleri

Kültür Sanat - 07/01/2013

Balığa insanlık tarihi boyunca birtakım değerler yüklenmiş. Farklı kültürlerde pek çok değişik simgesel değerler kazanmış. Zaman içinde balığa yüklenmiş değerlerin iz düşümlerini, gündelik hayatlarımızda bugün bile görmemiz mümkün. Örneğin kahve fallarında balık simgesi, kısmete işaret eder. Rüyada balık görmek çok iyidir. İyi şans işaretidir derler. Hele ki bir de deniz varsa, yaşadınız demekmiş. Peki ama nerden geliyor balığa yüklenen bu değerler?

Balığın kutsallığını anlamak için öncelikle denize yüklenen anlamlara bakmak gerek. Deniz, bilinç altını ve bilincin derinliklerini simgeler. Su, içerisinde sonsuz gizemleri taşır. Görünmeyen ama varlığından şüphe edilmeyen sırları temsil eder. Deniz, yeniden doğumu simgeler. Eski inanışlarının pek çoğunda deniz bereketi temsil eder. Denize ve suya yüklenen bu anlamlar, balıkta da benzerlik gösterir.

Eski Roma uygarlıklarında balık kutsal kabul edilir. Değiştirme ve dönüştürme gücü olduğuna inanılır. Afrodit, yeraltı dünyasının bekçisi Tifon’dan kaçmak için kendisini balığa dönüştürür.

Keltlerde, balık bilginin, ilhamın ve yeteneğin sembolüdür. Eski Keltler Somon balığı yiyen kimsenin denizin bilgeliğine kavuşacağına inanır.

Afrika bölgesi inanışlarında ise balık evrensel rahmi simgeler. Ve doğurganlığın ifadesidir. Afrika inanışlarına göre bütün evren, sudan oluşur. Budist geleneklerde balık mutluluğu ve özgürlüğü ifade ederken; batı kültüründe ise hayatın akışı anlamına gelir. Sizin hayatınızda balık neyi ifade ediyor; hiç düşündünüz mü?

Jaguar Köpekbalığı gördünüz mü hiç?

Kültür Sanat - 07/01/2013

Wes Anderson’u seviyorsak, bunun pek çok nedeni vardır. Dahiyane görsel yeteneğinin yanı sıra, çocuksu ruhu kendisini özel kılan niteliklerinin başında gelir. Ele aldığı her konuyu inanılmaz bir incelikle işler. Ve bize her seferinde içinde yaşadığımız hayatın aslında ne kadar basit ve tüm bu basitliğiyle de ne derece güzel olduğunu gösterir. Anderson’un filmografisinden pek çok filmi sinema tarihinin önemli eserleri arasında gösterebiliriz.

Yönetmenin filmlerinde görmeye alıştığımız Bill Murray’i de (ki, kendisi zaten Hayalet Avcıları’nda gönlümüzde yer edinmişti) can-ı gönülden severiz. Anderson’un yönetmenliğini yaptığı ve Bill Murray’in baş rolünde oynadığı Life Aquatic, deniz altında geçen eğlenceli bir hikaye. Denizle iç içe hayatlar, çocuksu bir gözlem yeteneğiyle bize gösteriliyor. Baştan sona deniz altının içinde, suların derinliklerinde geçen filmin en etkileyici sahnesi ise Jaguar Köpekbalığı’nın ortaya çıktığı an. Koyu lacivert suların arasında beliren açık sarı parlak rengi ve siyah benekleriyle devasa Jaguar Köpekbalığı sadece denizlatı ekibini hayran bırakmıyor; izleyiciler için de tattıkça tadılası görsel bir lezzet oluyor. Siz ne dersiniz?

David Doubilet’nin objektifinden yansıyan sessiz güzellik

Kültür Sanat - 07/01/2013

Su altı fotoğrafçılığı denince akla gelen ilk isim kuşku yok ki, David Doubilet. Ünlü fotoğrafçının denizler altındaki macerası küçüklük zamanlarında başlar. Henüz 12 yaşındayken babasından aldığı küp şeklindeki Brownie Hawyeke kamera ile ilk su altı fotoğraflarını çeker. Ve günümüze gelinceye kadar da binlerce deniz altı görüntüsünü bizlere ulaştırır.

Doubilet’nin profesyonel yaşamından bahsediyorsak, National Geographic’i ayrı bir yere koymak gerekir. Çünkü fotoğrafçı özellikle de bu dergiye yaptığı işlerle sahip olduğu büyük üne kavuşur.Doubilet, National Geographic için 70’e yakın iş yapar. Hemen hemen her işini de kapağa taşır.

Papua Yeni Gine Denizi’ndeki Deniz Turnası çemberi Doubilet’nin simgeselleşmiş çalışması haline gelir. Su altı tarihinde eşine ender rastlanan bir olay olan Deniz Turnaları’nın oluşturduğu çember, fotoğrafçının şairane objektifinden karelere yansır.

David, hayatı boyunca denizin büyüsünün peşinden koşar. Fotoğraflarının her anında derin sulara karşı taşıdığı heyecanını bizlerle paylaşır. David gibi biz de denizin tüm güzellikleri içinde taşıdığına inanıyoruz. Bir yandan bu kadar görkemli, diğer taraftan da böylesine sessiz olması bizde hayranlık yaratıyor. Bu nedenle denize saygı, bütün işlerimizin arkasındaki genel ilkeyi oluşturuyor.

Amisha Gadani’nin ilham kaynağı balıklar

Kültür Sanat - 29/11/2012

Okyanusun orta yerinde binlerce küçük balık düşünün; saklanacak tek kuytu yer bile yok. Küçük balıklar, kendilerini bir anda avcı balıklarla karşı karşıya buluyorlar. Yıkıcı bir saldırının eli kulağında…

Siz olsanız ne yapardınız?

Doğada eşine az rastlanır bir birleşmeye şahit oluyoruz. Balık sürüsünün kendisini savunmak için seçtiği yol, ilham verici ve büyüleyici bir gösteriye dönüşüyor: Devasa bir balık topu, sürekli hareket ederek avcıların kafasını karıştırıyor!

BBC’nin Blue Planet belgeselinde yer alan bu ünlü sahneyi izleyen sanatçı Amisha Gadani, balıkların davranışlarından ve adaptasyon yeteneklerinden oldukça etkileniyor. Gadani’nin entelektüel merakı; kumaşlar, elektronik ve mekanik alanındaki yetenekleriyle birleşince ortaya ilhamını balıklardan alan “savunma amaçlı giysiler” çıkıyor.

Sanatçı, mekanik kıyafetini kirpi balığının savunma sisteminden esinlenerek yaratıyor. Eteğin altında bulunan dört adet balon, kendilerini şişiren fanlara bağlı. Bu fanlar, elbisenin kollarındaki hareket sensörleriyle devreye giriyor.

Blowfish Dress from Amisha Gadani on Vimeo.

Gadani, bir başka çalışmasında ise ilhamını mürekkepbalıklarından alıyor. Mürekkepbalıkları renklerini aniden değiştirerek ve mürekkep fışkırtarak kendilerini savunuyorlar. Gadani’nin tasarladığı kıyafet de mürekkep balığının bu davranışlarını taklit ediyor.

 

Çevre felaketlerini robot balıklar engelleyecek!

Teknoloji - 28/11/2012

Bir an için kolektif hayvan davranışlarını yönlendirebildiğimizi düşünün. Örneğin, balık sürülerinin hangi yöne gideceklerine hangi rotayı izleyeceklerine etki etmek gibi. NYU-Poly’nin son dönemde yaptığı çalışmalara bakılırsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte hayvan davranışları üzerinde böyle bir etki gücene sahip olacağız.

Uzun zamandan beri biyologlarla, robot bilimciler birlikte projelere imza atıyorlar. Biyologların günler, haftalar, aylar hatta bazen yıllar süren doğal hayatı gözlem ihtiyaçları, robot bilimcilerden aldıkları destekle hayvan davranışlarına dair hiç bilmediğimiz gerçeklerin ortaya çıkmasına olanak sağlıyor. 

Nyu-poly’den profesör Maurizio Porfiri, geliştirecekleri robotlarla hayvanların kolektif davranışlarını yönlendirebilirlerse, çevre koruma ve felaketleri iyileştirme alanlarında büyük başarılar kazanabileceklerini düşünüyor ve ekliyor “Bir petrol tankerinin kaza yaptığı bölgeden balık sürülerini hızla uzaklaştırabildiğimizi düşünsenize.Bu gerçekten harika olurdu.”

Dardenia’da en çok önem verdiğimiz konulardan biri de sürdürülebilir balıkçılık. Bu konuda sorumluluk gösteren şirketlerin sayısındaki artış, bilimsel gelişmelerle desteklendikçe inanıyoruz ki, dünyamızın doğal kaynaklarını gelecek kuşaklara başarıyla aktaracağız.

 

Patatesin tuhaflıklarla dolu hikayesi

Kültür Sanat - 28/11/2012

 İlk kez İnkalar tarafından yetiştirilen patetesin yaygınlaşıp mutfaklarımıza girmesi yüzlerce yıla yayılan, uzun ve eğlenceli bir hikaye…  Dünya tarihinde patatesi şapkasına takanlar da var, savaş esirlerine layık görenler de, patates üretimi durduğu için kıtlıktan ölenler de… İşte, patatesin kendisini ispatının öyküsü!

Tarihi araştırmalar, Amerika kıtasının güneyinde bulunan And Dağları’nın, patatesin anavatanı olduğunu gösteriyor.  Amerika’nın keşfiyle Avrupa’ya açılan patates, ilk kez ayak bastığı bu topraklarda ne yazık ki yeteri kadar ilgi görmüyor. Fransa Kralı patatesi yemek yerine şapkasına takarken; Almanlar sadece domuz yemi olarak kullanıyor. Bir dönem yalnızca savaş esirlerine yedirilen patatesin talihi Fransız İhtilali ile dönüyor.

Avrupa’da kıtlık dönemi…  Kıtlıkla birlikte,  Fransız subay ve kimyacı Antoine-Augustin Parmentier, patates üzerine geniş çaplı araştırmalar yapmaya  başlıyor. Fransa Kralı’nın tahsis ettiği tarlalarda patates üretimi yapan Parmentier, patatesin zehirli ve cüzzama neden olan bir bitki olmadığını kanıtlayınca, adeta halkı kıtlıktan kurtaran bir kahramana dönüşüyor.

Bu yanlış algının yıkılmasıyla birlikte dünya üzerindeki patates tüketimi ve sevgisi giderek artıyor. Van Gogh’un 1885 yılında yaptığı Patates Yiyenler tablosu, patatesin toplumdaki yerini gösteren güzel bir örnek.

Bugün, dünyanın en büyük patates ihracatçısı ülke Almanya. Aynı zamanda, dünyanın en büyük altıncı patates üretisi olan Almanya, patates üretimine yaptığı ar-ge yatırımlarıyla en kaliteli patatesi üretmeyi başarıyor. Bunun için Dardenia’da yediğiniz patatesleri Almanya’dan satın alıyoruz. Almanlar’ın patates üretimindeki uzmanlığını kullanarak, dünyanın en lezzetli patateslerini sizlerle buluşturuyoruz.

Balıkta en yüksek mertebe: Sushi!

Dardenıa Dünyası - 28/11/2012

Vedat Milor’ün “balık ve deniz ürünleri seviyorsanız bu işin en yüksek mertebesi” dediği sushi, dünyada ve Türkiye’de popüler olalı neredeyse 15 yıl oluyor.  15 yıldır, bir tarafta “Çiğ balık mı, ben almayayım” diyenler; diğer tarafta sayıları her geçen gün artan sushiseverler. Oysa sushi, bin yıllık tarihiyle; ne çiğ balık denilip geçilecek kadar, ne de bir kere deneyerek tadına varılacak kadar basit bir lezzet değil!

Dardenia olarak, sushiyle yeni tanışanlar ve daha yakından tanımak isteyenler için ufak bir dosya hazırladık. İşte Sushi yerken ve yemeden önce bilmeniz gerekenler:

Kültür: Bir ada toplumunun dünyaya hediyesi Sushi

Sushiyi gerçek anlamda anlamak, önce Japon kültürünü ve bunun uzantısı olan Japon mutfağını iyi anlamayı gerektiriyor. Japonya bir adalar ülkesi, tarıma uygun toprakları yetersiz; modern tarıma rağmen hasat sınırlı. Bunun için, çok eski tarihlerden beri  kaynaklarını tüketirken tasarrufa özen gösteriyorlar.  Japon kültüründe de, mutfağında da nitelik her zaman nicelikten önce geliyor. 

Kültürel yapı, Japon mutfağında kendisini küçük porsiyonlar, yemeklerin sunumundaki minimalizim ve  ustalığa verilen önem ile gösteriyor. Bir Japon sushi ustasının çıraklığı neredeyse 20 yıl sürüyor.

Tarihi ve Kökeni:

Sushi geleneksel formunu kaybetmeden günümüze kadar gelen ender yiyeceklerden biri.  Birçok farklı türü olan sushinin yapımında, pirinç, çiğ balık, deniz mahsulleri, sebze ve Japonya’ya özgü kurutulmuş yosun yaprakları kullanılıyor. Haşlanmış ve soğutulmuş yağsız pirinç, özel bir pirinç sirkesinde bekletiliyor. Bir cerrah ustalığıyla dilimlenen balıklar pirinçle sarılarak rulo şeklini alıyor ve ortaya sushi çıkıyor.

Kökene baktığımızda ise sushinin ilk kez, balıkların daha uzun süre korunabilmesi için pirince sarılması ve kuyularda depolanmasıyla ortaya çıktığını görüyoruz. Balığın bozulmasını önleyen pirinç, ilk dönemlerde balıktan ayrılarak çöpe atılıyormuş. Kıtlık dönemiyle birlikte pirincin lezzetine varılmış olacak ki, o gün bugündür sushi pirinciyle birlikte bir bütün olarak tüketilmeye başlanmış.

Çeşitleri, Malzemeler ve Soslar:

Sushinin bir çok çeşidi var ancak yaygın olarak tercih edilenleri maki ve nigiri. Maki, pirinç ve seçilen malzemenin deniz yosunuyla sarıldıktan sonra dilimlere ayrılmasıyla yapılıyor. Nigiri ise sıkıştırılmış pirinç topunun üzerine balık veya başka bir deniz mahsulünün yerleştirilmesiyle oluşuyor. 

Sushi yapımında hemen her türlü çiğ balık kullanılabiliyor. Ancak Japonların en çok kullandıkları balık orkinos yani ton balığı. Japonlar Orkinos’a öyle önem veriyorlar ki, Tokyo Balık Pazarı’nda yapılan orkinos açık arttırmaları, sabahın beşinde yüzlerce turisti çekebiliyor.

Çiğ balık tercih etmeyenler için ise sushinin yılan balığı ve ahtapotla yapılan çeşitleri de var. Zira iki deniz ürünü de pişirilmeden sushinin içerisinde yer alamıyor.

Sushi’nin olmazsa olmazlarından biri soya sosu diğeri Wasabi yani; yaban turbu. Soya sosu ile ilgili bilinmesi gereken önemli bir ipucu var: Sushinin sadece balıklı kısımının soya sosuna batırılması gerekiyor. Aksi takdirde pirinç soya sosunu emerek, sushinin dağılmasına ve lezzetini kaybetmesine neden olabilir. Sushileri aşırı soya sosuna bulamak iyi bir şaraba su katmak gibi bir şey.

Türkiye’de Sushi: California mı, pardon?

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sushinin yaygınlaşmasında sağlıklı beslenme trendinin etkisi büyük. Sushinin düşük kalorili oluşu,  Omega3 kaynağı olması, mineral  yönünden zengin kurutulmuş yosun gibi doğal bileşenleri içermesi önce Amerika, ardından Avrupa ve nihayet Türkiye’de sushinin benimsenmesinde kapıyı aralayan en önemli unsur.

Türkiye’de ise sushiseverlerin üzerinde birleştikleri bir konu var: En beğenilen sushi çeşidi California Roll. California Roll, avokado, yengeç, uçan balık yumurtası, salatalık ve pirinçten hazırlanıyor. Türkiye’de bu kadar sevilmesinde iki etken var. Birincisi çiğ balık içermiyor oluşu, ikincisi Türk damak tadına yakınlığı. Öte yandan, Dardenia menüsünde de yer verdiğimiz California Roll aslında Japonların pek de tasvip etmedikleri bir sushi çeşidi. İsmini düşününce haksız da sayılmazlar.

Sushi Rekorlar Kitabı: Guinness’te Sushi

Dünya genelinde yaygınlık kazanmasının ardından sushi, popüler kültür içerisinde de kendine fazlasıyla yer bulmaya başladı.  1992 yılında dünyanın en pahalı balığı olarak kayıtlara geçen 324 kilo ağırlığında bir orkinostan tam 2400 parça sushi yapılarak toplamda 83.500 Amerikan Doları’na satıldı. Her bir parça sushi 75 dolara alıcı buldu.

Dünyanın en uzun sushi rulosu ise 23 Eylül 2000 tarihinde Japonya’nın Aichi kentinde 315 aşçı tarafından bir saat içinde hazırlandı. Rulonun çapı beş santim; ağırlığı yaklaşık 2.200 kiloydu. Uzunluğu ise tam 1.11 kilometreye ulaşmıştı. 

 

Fish&Chips nedir?

Dardenıa Dünyası - 09/10/2012

İngiliz mutfağı denilince akla ilk Fish&Chips yani derin yağda kızarmış balık ve patates gelir. Denilebilir ki, Amerika için hamburger, biz Türkler için midye, kokoreç ne ise İngilizler için de Fish&Chips odur.

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim Fish&Chips’le karşılaşmak mümkün. Hatta uzun süre İngiliz himayesinde yaşanılan coğrafyalarda Fish&Chips yorumlarına bile rastlıyoruz.

Dünyanın birçok noktasında afiyetle tüketilen Fish&Chips’in balık kısmı için Morino, Mezgit ya da Cod balığı kullanılıyor. Biz Dardenia'da bu balıkların en lezzetlisi ve en kalitelisi kabul edilen Cod balığını tercih ediyoruz.

Fish&Chips'in, Chips kısmını ise kızarmış parmak patatesler oluşturuyor. Bir rivayete göre yağın sıcaklığının balığı kızartacak kadar kızgın olup olmadığını anlayabilmek için, yağa patates atılırmış. Böylece balığın yanına patates kızartması eklemek fikri ortaya çıkmış. Dardenia'da Fish&Chips için kullandığımız patatesleri Almanya'dan özel olarak getiriyoruz. 

Öte yandan, İngiltere için Fish&Chips, bir yiyecekten çok bir kültürü ifade ediyor. Hatta 1989 yılından beri Yılın Fish&Chips Dükkanı Yarışması adıyla bir yarışma bile düzenleniyor. Yarışmada dükkanların Fish&Chips servisleri; lezzet, sunum, ölçü kullanımı gibi kriterlere göre değerlendiriliyor. İngiltere’nin en iyi Fish&Chips dükkanları bu yarışma sonucunda belirlenmiş oluyor.

Uzun lafın kısası, Dardenia olarak iddialıyız, Fish&Chips’imizle İngilizleri geride bırakırız.

Afiyetler olsun!

Balık, Sağlık

Balık & Sağlık - 03/10/2012

Sağlıklı Beslenmenin En Lezzetli Yolu: Dardenia

Balık ve diğer deniz mahsüllerinin sağlımız için en iyi seçenek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun için Dardenia’da en fazla önem verdiğimiz konu, balıktan gelen sağlığı Dardenia lezzetiyle buluşturmak. Daha sık ve daha çok balık yemek için ihtiyacınız olan çeşitliliği ve pratikliği sizlere sunmak.

Sağlık aşkına! Haftada en az iki kez balık!

Balıkta bulunan proteinler, mineraller ve yağlar; hücre deformasyonundan depresyona, kalp sağlığından bunamaya kadar vücudumuzun karşı karşıya olduğu birçok riski en düşük seviyeye indiriyor.

Dünya’da ve Türkiye’de birçok üniversite, ayrıca Amerikan Kanser Birliği, Live Strong gibi kuruluşlar “haftada en az iki kez balık tüketin” çağrısı yapıyorlar. Bilimsel çalışmalar, haftada en az iki porsiyon balık yemenin, kalp krizinden ölme riskini %36 oranında azalttığını gösteriyor. 65 yaş üstünde ise düşünme kabiliyetinde her yıl yaşanan düşüşün %13 gerileme gösterdiği görülüyor.

Balık ve Omega-3 Yağ Asitleri

Her yağ vücudumuz için zararlı mıdır? Kuşkusuz ki hayır! Özellikle hücrenin temel yapı taşı olan ve birçok yaşamsal fonksiyonumuzu düzenlenleyen Omega-3 Yağ Asidi içeren doymamış yağlar sağlığımız açısından çok önemli! İnsan vücudunun üretemediği Omega-3 Yağ Asidi için en zengin, en doğal kaynak balık eti. 

Omega-3 yağ asitleri her balıkta bulunmakla birlikte, Dardenia lezzetleri arasında yer alan Somon, Orkinos, Hamsi gibi soğuk sularda yaşayan yağlı balıklarda daha da fazla bulunuyor. Yani Omega-3’ün en lezzetli hali de Dardenia menülerinde sizi bekliyor!

Sağlıklı Bir Kalp İçin

Balık içerisindeki Omega-3 Yağ Asitleri kalp hastalıklarıyla savaşır. Omega-3 Yağ Asitleri’nin kanı inceltici ve kan basıncını düşürücü etkisi kalp ve damar sağlığını destekler. Amerikan Kalp Birliği’nin yaptığı araştırmalar Omega-3’ün ani kalp krizi riskini azalttığı gibi kalp ritim bozukluğuna karşı da koruma sağladığını gösteriyor.

Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Profesörleri Dariush Mozaffarian ve Eric Rimm’in yürüttükleri çalışmalar düzenli balık tüketenlerde kalp krizinden ölme riskinin, balık tüketmeyenlere göre %33 daha az olduğunu, haftada iki kez balık tüketenlerde ise bu oranın %36’lara kadar çıktığını gösteriyor.

Balık-Ekmek-Vitamin

Balık, annelerimizin tabiriyle "tam bir vitamin deposu." A, B, D, E ve K vitaminlerini yoğun oranda bulunduran balık eti bu alanda da diğer hayvan etlerinden oldukça üstün.